Şişli'de Gökdelenler Yükseliyor

Daha Önce Titreyen zemin, çatlak duvarlar, toprak kaymaları ile gündeme gelen Şişli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi konusunu Eğitim Bir Sen İstanbul 6 No'lu Şube Başkanı İdris ŞEKERCİ tekrar gündeme getirdi.

Şişli'de Gökdelenler Yükseliyor
14 Eylül 2020 - 13:07 - Güncelleme: 14 Eylül 2020 - 16:10

ŞİŞLİ'DE YÜKSELEN GÖKDELENLERİN  KURBANI MESLEK LİSESİ 
 
 Memleket Meselesi denildiği vakitlerde yerleşkesi ile, eğitimdeki kalitesi ve öğrenci nüfusuyla Türkiye'nin sayılı okullarındandı  Şişli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi.  2012 yılında Vakıflar Kanunu'nda yapılan değişiklikle, Bulgar Eksarhlığı Ortodoks Kilisesi Vakfı'na devredilen yaklaşık 60 dönümlük  arazinin hikayesi   Taşyapı ile yapılan anlaşma sonucu  birden  bire değişerek ters yüz oldu  ve okulun kaderi değişmeye  başladı.
 


2.Abdulhamit tarafından 1894 yılında dönemin siyasi konjonktürü gereği Bulgarlara bağışlanan, mezkûr yasanın devreye girmesiyle -daha önce eğitim amacına matuf olarak Milli Emlak'a devredilen arazinin- tekrar kendilerine verilmesi için, Bulgar vakfı yetkililerinin, Vakıflar Genel Müdürlüğüne  başvurdu. Ne hikmetse  aynı vakfa ait Türkiye Gazetesi Hastanesi ve Şişli Belediyesi'nin arazisi yok sayılarak sadece -eski adıyla- Şişli Motor Meslek Lisesi'nin tüm arazisi  bulgar vakfına devredildi.
 
Dış politika gereği alınan bu kararın fayda ve zararından bağımsız olarak,  onlarca yıllık geçmişi ve sahip olduğu geleneği ile temayüz eden Şişli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin eğitim öğretime devam edebilmesi adına yapılan eylemleri, hukuk mücadelesini ve yetkili sendika olarak aldığımız inisiyatifi  baştan sona anlatacak değilim. Ancak,kamu yararının korunması adına  Eğitim Bir Sen olarak diğer paydaşlar ile oluşturulan “Okulumu Yıktırmam İnsiyatifi”  platformunda Türkiye'ye örnek bir mücadelenin verildiğini de söylemem gerekir.
 
 Kamu yararı gözetilerek  yapılan bu mücadele, başlangıçta vakıf veya yüklenici firma tarafından küçümsenerek dikkate alınmasa da hesaplar  bozulmuş ve okulun mevcut araziden tamamen çıkarılması  düşüncesi, kararlı duruş ve  yapılan eylemler  ile vakfa verilen arazinin 17 dönümü okul yapımı için Milli Eğitim'e verilmek zorunda kalınmıştır.
 
Buraya kadar her şey normal görünse de  yüklenici firma Taşyapı'nın  okulu ikinci planda tutan uygulamalarının   hâlâ devam ettiği kamuoyu tarafından bilinmektedir. Okul binalarının yıkım sürecinde -maksatlı olarak- okulun başka yere taşınmasının istenmesi ve  kamuoyu baskısı olunca  okul arazisi içinde bir alana prefabrik yapılarak konuya geçici çözüm üretilmek zorunda kalınması bunun apaçık delilidir.

 
Yüklenici firmanın  bugüne kadar devam ettirdiği hukuksuz/ iyi niyetten uzak tavırları ve bir türlü okul inşaatına başlamak istemediği gün gibi açıktır.Okulun  inşaat projesi  firma mimarı tarafından henüz imzalanarak ruhsatlandırma çalışmasına başlanmamıştır.

Protokol gereği ruhsatlandırma yapıldığı andan itibaren 2 yıl içinde okulun yapılmak zorunda olması -muhtemeldir ki- firmanın ağırdan almasının en önemli sebebidir.Bu durum, her geçen gün okulun geleceğine ilişkin umutları tüketmektedir.
 
Yılan hikayesine dönen sürecin serencamına bakıldığında,2017 yılında yapılan protokol ile 2018 Eylül ayına kadar A ve B Blok olarak tanımlanan binaların yıkılarak yerine atölyeler yapılacak ve  2019 yılına gelindiğinde ise geçici prefabrik  okulun yıkılarak yerine okul binasının yapılacağı taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.İşin en trajik tarafı ise, okulun bir an önce firmaya yaptırılması adına, dönemin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin  iyi niyetli çabaları  ne yazık ki yeterli olmamış ve bir gecede bakanlık tarafından ilgili firma ile yapılan protokol, süreci akamete uğratmıştır.
 
Taşyapı'nın ekonomik gücü, iş bitirme kapasitesi  en son Göztepe Şehir Hastanesi'nin tamamlanmasıyla kamuoyunca bilinmektedir. Şişli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin arazisinde yükselen gökdelenler de bunun ayrıca göstergesidir. Burada bizim anlamadığımız husus, Taşyapı'nın,  "hayrına"  bir çırpıda okulu yapacak gücü ortadayken-son tahlilde- bakanlığın, okulu devlet imkanlarıyla yapacağı  yönünde  bir protokol yapmaya niçin ihtiyaç duymuştur?
 
Devleti gereksiz masrafa sokacak, yüklenici firma lehine yapılan bu protokolün imza edicilerini milletin takdirine bırakmakla birlikte, kendilerine düşen vicdani sorumluluğun Taşyapı'ya okul inşaatına bir an önce başlaması için baskı yapması olduğunu hatırlatmak isteriz.
 
Öğrenciliği bu okulda geçen ve bu okula öğretmen olarak atanan, okul ile duygusal bağ kurmuş   onlarca öğretmenin (Bu sene rekor sayıda öğretmen tayin istemiştir) tayin isteyip başka okula gitmek zorunda kaldığı ve ve her geçen gün öğrenci sayısı azalan bu  olumsuz süreci durdurmak, eski günleri aratmayacak  eğitim ortamını tekrar tesis etmek camiamızın beklentisi, tüm yetkililerin ortak sorumluluğudur.
 
Taşyapı'dan kamuoyunun beklentisi, proje ve  ruhsatlandırma sürecini bir an önce tamamlayarak  okul inşaatına başlamasıdır. Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuya ilişkin hassasiyeti  bizim de yakından takip ettiğimiz bir gerçektir. Burada Bakanlık yetkililerine düşen sorumluluk "Devlette devamlılık esastır" ilkesi gereği, geçmişte yapılan yanlış kararın  telafisi de olabilecek hassasiyet ile hareket etmesi ve  yüklenici firma ile proje ve ruhsatlandırma dahil tüm süreçleri takip edecek ve okul  inşaatının bir an önce başlanmasını sağlayacak bir irade ortaya koymasıdır.
 
Ba'de harabül basra denilebilecek, vicdanları kanatacak bir son ile karşılaşmadan, ümitleri tekrar yeşertecek bir gelişme  hepimizin beklentisidir.
 
Pandemi süreci fırsata dönüştürülerek bir an önce okul inşaatına başlanabilir ve bir sonraki eğitim  öğretim yılına Şişli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi hazır edilebilir.
 
Yeter ki istensin!.Kamu vicdanını rahatlatacak adım da  bundan başkası değildir.
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum