TAŞIN ALTINA ELİNİ SOKAN MEB'İN SESSİZ KAHRAMANLARI

TAŞIN ALTINA ELİNİ SOKAN MEB'İN SESSİZ KAHRAMANLARI
18 Mayıs 2020 - 14:27 - Güncelleme: 18 Mayıs 2020 - 14:37

Taşın altına elini sokmak, Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi; “Kim var! diye seslenilince” irade ortaya koymak ve “…sağına soluna bakınmadan, fert fert; ben varım” diyebilmektir. Zor zamanlarda; “Nasıl olsa yapacak bulunur”  vurdumduymazlığı yerine, “..benim olmadığım yerde kimse yoktur”  bilinç ve ahlakıyla hareket edenler oturduğu koltuğun hakkını veren, kelimenin tam anlamıyla milletine ve ülkesine sadakat ile bağlı liyakat sahibi kimselerdir.

Ülke olarak hep birlikte sınandığımız Korona musibetine galebe çalmak üzere olduğumuz, “yeni normal” e geçiş sürecinin arifesinde, ortaya koydukları performansla hepimizin yüzünü ağartan Milli Eğitim’in –daha doğrusu Mesleki Eğitim’in- sessiz kahramanlarını,  “marifet iltifata tabidir” diyerek tekrar hatırlatmak ve “kayda girsin” düşüncesiyle-bir kez daha- kahramanlıklarını kaleme alalım istedim.

Taşın altına elini sokmanın hikayesini çoğumuz duymuşuzdur. Yeri gelmişken hatırlamakta fayda var.  Rivayet odur ki; sultanın biri- bugünün ifadesiyle bürokratlarını sınamak için- sarayına giden yolun ortasına kocaman bir taş koyar. Sarayın penceresinden olup biteni seyretmeye başlar. Önce vezir gözükür. Vezir taşı görünce, taşın etrafını dolaşarak bakınıyor, taşı yoldan kaldırmanın sadaka olduğu aklına dahi gelmiyor. “Bu taşın burada ne işi var, sultana söyleyeyim de bu taşın kaldırılması için bir adam görevlendirelim/kadro ihdas edelim der.” Sonra asker gelir, o da taşın etrafında dolaşır; “Vezir’e söyleyeyim de bu taşı buraya koyanı cezalandıralım” der. Sonra o gelir, bu gelir; taşı olduğu yerden kaldırmak kimsenin aklına gelmez. Sonra bir “Adam” gelir; taşın insanlara eza cefa vereceğini düşünerek ve taşı yolun ortasından kaldırmanın da bir “sadaka” olduğunu düşünür; taşın altına elini sokarak tüm gücüyle zorlar ve taşı yoldan atmayı başarır. Bakar ki kaldırdığı taşın altında bir kese altın ve bir de sultanın yazdığı not vardır:

“Bu kese taşın altına elini sokarak, insanların faydası için yolun ortasından kaldırmayı düşünen kişiye hediyemizdir

Gökten düştü üç elma, biz çıkalım kerevetine diyecek değiliz elbet. Lakin meramı izah için kifayet eder düşüncesiyle aktardığımız kıssadan hepimizin payına hisse düştüğü de kuşkusuz. Çoğumuzun, biraz korku ve biraz da panikle evlerimize kapandığımız korona salgınının ilk günlerinde, irade ortaya koyarak; maske, siperlik, tulum ve dezenfektan gibi virüsle mücadelede hayati önem arz eden malzemeler üreten meslek liselerinin yönetici ve öğretmenlerin kahramanlıklarını hangimiz inkar edebilir.

 Mesai mefhumu gözetmeksizin “Vatan borcudur” diyerek ve “insanların hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır”  düşüncesiyle çalışan arkadaşlarımızın bir beklenti ile bunu yapmadıklarını biliyoruz. Zira maddi hiçbir kazanım, yüksek risk ihtiva eden salgın sürecinde böylesi bir insiyatif almaya gerekçe olamaz. Ancak, MEB, okulların zorunlu tatil edildiği, eğitimin uzaktan erişim ile çözülmeye çalışıldığı bir süreçte- yerinde üretim ile- okulları adeta birer üretim merkezine dönüştüren meslek liseleri, Halk Eğitim Merkezleri ve BİLSEM’lerin kahramanlarını takdir ve taltif etmelidir.

Gönlümüz arzu ederdi ki; salgınla mücadelede en ön safta yer alan, sağlık çalışanlarını alkışlatan iradenin bir yansıması da MEB’de olmuş olsaydı. Sağlık çalışanlarının kullanımı için maske, siperlik ve tulum üreten bizim kahramanlarımız da -hiç olmazsa yorgunluklarını unutturacak- bir kitlesel takdir ile karşılaşabilselerdi. Belki bu saatten sonra yapılabilecek en güzel şey, Sayın Bakan’ın, hayat normale döndüğünde, korona ile mücadele seferberliğinde,  kendi sağlıklarını riske atarak üretim bandında katkı sunan, vefa destek gruplarında devletin milletine uzanan eli olan tüm eğitim çalışanı arkadaşlarımıza- mümkünse- Bakanlık’ta bizzat ağırlamak suretiyle teşekkür etmesi ve kendi imzasıyla-başarı hikayelerini kayıtlara geçirecek-  bir Belge takdim etmesidir.

Ayrıca, Vefa Destek gruplarında Covit-19 ya da terör kurşunu nedeniyle hayatını kaybeden arkadaşlarımızın adlarını yaşatacak, her birinin ismini bir sokağa, bir okula ya da bir kütüphaneye verecek bir güzel haber de hepimizin beklentisidir.

İdris Şekerci
EBS İstanbul 6 Nolu Şube Başkanı

 


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum