YÖNETİMDE BASİRET KARARMASI

İdris ŞEKERCİ'nin gündemi değerlendirdiği yazısı.

YÖNETİMDE BASİRET KARARMASI
17 Ağustos 2020 - 16:53 - Güncelleme: 17 Ağustos 2020 - 17:09

Basiret kavramını duymayanımız yoktur. “Görme, idrak etme, bir şeyin iç yüzüne vâkıf olma, sezgi” gibi anlamlara gelen basîret kelimesi, kavramsal bir terim olarak bakıldığında “hakikati keşfetme, doğru yolu tanıma, gerçeği yanlıştan ayırma yeteneği" anlamına gelmektedir. Bu sebepten olsa gerek;  bazen kompleks olmayan bir meselede dahi hakikati fehmedemeyenler için "basireti bağlanmış" deriz.
 
Doğruyu eğriden ayırmak ne kadar önemliyse, doğru sanılan yanlışlardan arınmak da en az o kadar önemlidir. Yıllar önce kaleme aldığımız bir yazıda Peygamberimizin “Mü’min mü’minin aynasıdır”  hadisinden esinlenerek “Aynaya bakmak erdemdir” demiştik. Akıllı yöneticide bulunması elzem olan vasıflardan biri olarak ifade ettiğimiz “dışarıdan bakış”ı önemsemeyi “ayna” sembolü üzerinden değerlendirmiştik bu yazımızda. O gün için, yerel şartları dikkate alarak yazdığımız yazının üzerinden geçen sekiz yıllık tecrübe göstermektedir ki; eleştiriye açık olmak, doğru sanılan yanlışların arasından istikameti ve hakikati bulmak için önemli bir imkandır.
 


 Bürokraside ve  siyasette  neyin nasıl yapacağı, kritik konularda kaar alınırken “Danışman” sıfatıyla görev yapan kişilerden yardım alındığını biliyoruz.  Bir yönüyle bu tutum olumlu görülse de; nihayetinde danışman olarak katkı sağlayan kişilerin de nihayetinde, yönetenlerin maiyeti altında olduğu unutulmamalıdır. Bu sebeple, her ne kadar bu misyon ile görev yapanların önemli bir kısmının işin ehli olduğunu var saysak da kimi stratejik ve hayati meselelerde gerekli uyarıyı yapma hususunda  mezkur nedenle nakıs olduklarını görmezden gelemeyiz. Bu nakısayı dikkate alan yöneticiye düşen görev, kritik karar süreçlerinde çemberin dışına da çıkarak -adeta sahici birer ayna misali doğruyu bulma noktasında istifade edilebilecek-  paydaşlara, sendikalara ve sivil toplum kurulışlarına  da kulak kabartmaktır.
 
 Amaç doğru yönetmekse; bürokrat veya siyasi, kendisinin  sürekli denetlenmesini ve uyarılmasını asla ihmal etmemelidir. Yönetimde doğru yaklaşım, yapılan eleştirileri, eleştiri yapanlara bakarak tanımlamak yerine -bozuk saatin bile günde iki defa doğruyu göstereceğinin bilincinde - ne söylendiğine bakarak, eleştirileri anlamaya çalışmaktır.
 
Sürekli içeriden/danışmanları üzerinden  beslenen yönetici, süreç içerisinde yönettiği kitleden ve tabandan uzaklaşır. Yönetici, tıpkı Ebubekir(r.a) gibi bakar ve kendisini “eğri kılıcıyla düzeltmek isteyenlere..”  şükreder.
 
Bazen “sırtında küfe taşımayanlar”  lafın tamamını hesap etmeden olduğu gibi söylediğinde, yönetim erkinde bulunanlar;

Akif’in,
“Şudur cihanda benim beğendiğim meslek;

Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek” sözünü hatırlayarak hoşgörü ile yaklaşarak vaziyeti tolore eder; elindeki devlet gücünü kullanarak, soruşturma, mahkme vs yöntemlerle  eleştiri sahiplerini susturmaya kalkışmaz.
 
İstikameti gaye edinmiş, istişareyi yol bilen her yönetici bilir ki; yönetimde temel zaaf, “doğru yolda olduğunu sanmaktır.” Erdemli yöneticiler için hakikat zemininden uzaklaştıran bu durum, bir tür “basiret kararması”dır. O yüzden, medeniyet coğrafyamızın manevi dinamiklerinden Şeyh Edebali’nin şu sözleri asla unutulmamalıdır:
 
“Ey oğul,
Beysin!
Bundan sonra öfke  bize uysallık sana,
Güceniklik bize; gönül almak sana,
Suçlamak bize; katlanmak sana..”
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum